Ben erdemden başka zenginlik tanımıyorum. ( İbn-i Sina )

3 Temmuz 2010 Cumartesi

KARADUTUN HİKAYESİ


KARADUTUN HİKAYESİ

Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe ,delikanlının ki ise Piremus idi. Bunlar yanyana evlerde otururlardı. Birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine karşı ask beslerlerdi. Fakat aileleri görüşmelerini istemezler, birbirlerine uygun olmadıklarını düşünürlerdi.

Oysa onlar birbirlerini ölesiye seviyorlardı. İki evin arasında gizli bir çatlak vardı aileleri bunu bilmezler onlarda geceleri burda bulusur o aradan birbirlerine seslerini duyurur aşklarını dile getirirlerdi. Bir gece ormandaki ağacın altında buluşmaya karar verdiler. Tispe ağaca Piremus dan önce varmıştı. Gittiğinde avını yeni yemiş ağzından kanlar akan kocaman bir aslanla karşı karşıya geldi. Korkarak bi mağaraya doğru koşmaya başladı. Farkında olmadan yolda boynundaki eşarbını düşürmüştü. O sırada Piremus geldi gördükleri karşısında donup kalmıştı. Kocaman aslan ağzında kanlarla birlikte biricik sevgilisi Tispe nin esarpını parçalıyordu. O an aklına gelen ilk ve tek şey aslanın Tispe yi öldürerek yediğiydi. Tispe siz yaşayamazdı. Aklından geçen sadece aşkı uğruna canına kıymaktı. Belinden hançerini çıkardı ve göğsüne sapladı. Kanlar içinde cansız bedeni yere düştü. Tispe ise korkusunu bir kenara atıp bir an önce aşkını görmek için mağaradan çıkmaya karar vermişti. Ağacın altına geldiğinde o korkunç sahneyle yüzleşti. Piremus un cansız vucudu yerdeydi ve elinde Tispe nin düsürdüğü eşarpını tutuyordu. İlk önce genç kız olanlar karşısında ağlamaktan hiçbir şeyi anlayamamıştı. Ama esarpı ve uzaklaşan aslanı görünce anladı. Bir an ve mağarada düşündüğü o korkunç şey başına gelmisti. Ve onun öldüğünü düşünen Piremus askı uğruna canına kıymıştı. Tispe bir an bile düşünnmeden hançeri aldı ve göğsüne götürdü. Onların aşkı ölesiye bir aşktı ölüm bile onları ayıramazdı. Eğer Piremus aşkı uğruna ölümü göze aldıysa o da hiç çekinmeden canına kıyabilirdi ve hançeri sapladı. Birden vücudu Piremusun bendeninin üstüne yığıldı. O anda tanrılar bu yüce aşkı ölümsüzlestirmek istediler ve bu ciftin üstünde duran agacı bunların askına adadılar. Piremusun kanını bu ağacın meyvelerine, Tispenin gözyaslarını ise ağacın yapraklarına verdiler. O günden beri kara dut ağacının meyvesinin çıkmayan lekesini, (Piremusun kan lekesini), dut ağacının yaprakları, (Tispenin gözyasları) temizler.. Bilirmisiniz dut agacının meyvesinin lekesi çıkmaz ama elinize ağacın yaprağını alır ovuşturursanız lekenin gittiğini göreceksiniz...

9 yorum:

İnci Yemek dedi ki...

Fuat bey muhteşem bir hikaye:)keyifle okudum ve bilgilendim doğrusu.çok teşekkürler paylaşımınıza.Ben de çevremle paylaşacağım bu keyifli hikayeyi:)mutlu hafta sonu diliyorum..

mutfaktaki rüya - Arzu- dedi ki...

Hikaye çok güzel.Paylaşım için teşekkürler.

Fuat Gencal dedi ki...

Çok teşekkür ederim Sağolun.

Saygılarımla.

uLku5 dedi ki...

çok şirin olmuş hikayeniz ya :)

Fuat Gencal dedi ki...

Çok teşekkür ederim.

Saygılar.

birdutmasali dedi ki...

:)))))))))
bende bilirim bu hikayeyi... :(
iyi hafta sonları.

sedir. dedi ki...

hikaye çok güzel içimi acıtsa da..bizim oralarda boldur kara dut..çok güzel ve özel bir meyvedir..sağlıkla kalın.dostlukla.sedir..

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

HArika bir hikaye .İlk kez duydum ve bilmeyenlere ben de anlatacağım. Teşekkürler!

Saygı ve sevgilerle.

komançi dedi ki...

enfes bir hikayeydi. teşekkürler.