Ben erdemden başka zenginlik tanımıyorum. ( İbn-i Sina )

26 Haziran 2010 Cumartesi

CENNETTE HAZIRLANAN KÖŞK


CENNETTE HAZIRLANAN KÖŞK
Bir bayram arefesinde, dul bir kadın yanında babadan yetim kalmış çocuğu ile zengin bir hacının dükkanına girerek, Allah rızası için yardım istedi. Hacı fakir kadına yardım etmediği gibi:


Bıktım sizden nedir bu iş.. Ben sizin için mi çalışıyorum. Defol şurdan, diyerek kovdu.

Hacıdan hiç ummadığı bir şekilde cevap alarak kapı dışarı edilen kadıncağız, melül- mahzun oradan ayrılıp giderken, hacının karşısında, aynı caddeden  bir dükkanın sahibi olan yahudi, o fakirin ızdırabını anladı .
- Nedir hanım, hacı size niçin bağırdı?, diye sordu.
İmanlı ve şuurlu bir kadın olan fakirceğiz, Yahudiye hacıyı şikayet etmek yerine :
- O benim büyüğümdür. Döver de, kovar da, sana ne oluyur ey kefere! diye cevap verdi.
Fakat Yahudi durumu anlamıştı. Kadını ısrarla dükkana çağırıp, ne isterse almasını, kendisine ve çocuğuna olacak elbisenin kendisinde bulunduğunu hatta hacınınkinden daha iyisini kendisinden alabileceğini söyleyerek dükkanına getirdi. Dul kadın ve yetim çocuk Yahudinin dükkanından beğendikleri elbiseyi giydiler, kuşandılar ve kadın Yahudiye :
- Allah sana iman nasip etsin. Sen bizi giydirdiğin gibi Allah da sana Cennette köşkler verip Cennet elbiseleri giydirsin, gibilerden dua etti, yanındaki masum çocuk da, anasının duasına amin, dedi. Şen şakarak oradan ayrılıp gittiler.
Dul ve yetimi dükkanından kovan hacı, o gece bir rüya gördü. Rüyasında kıyamet kopmuş ve kendisi cennete girmişti. Cennette gezerken gayet güzel, gözleri kamaştıran bir köşk gördü. Baktı ki, köşkün kapısında kendisinin ismi yazılı idi. Köşkün kapısından içeri girmek istedi. Fakat kapıda bekçi olarak bekleyen melekler hacıyı içeri almadılar.
- Giremezsin hacı, dur bakalım nereye gidiyorsun? dediler.
Hacı durdu :
- Niye giremiyorum, bu köşk benim değil mi? diye sordu.
Melekler cevap verdiler :
- Düne kadar senindi ama, maalesef dün sizden başkasına devredildi. Daha henüz kapısının üzerindeki tabelâ da sökülmemiş, yakında sökerler, dediler.
Hacı neye uğradığını anlayamadı. O telaş ve heyecan içinde uyandı ki, yatakta yatıyor :
Sabah olunca doğru yahudi Avram efendinin dükkanına gitti. Selam, hoş - beşten sonra:
- Avram efendi, dünkü dul kadına sen kaç liralık elbise verdiysen onların parasını sana ben vereceğim, dedi.
Yahudi bir altın değerinde elbise verdiğni söyledi.
Hacı :
- Madem o kadarmış al sana onun iki misli, dedi.
Fakat Avram olmaz, dedi. Hacı değerini yükseltti, hacı yükselttikçe yahudi olmaz diyor, yahudi kabul etmedikçe hacı vermek istediği parayı artırıyordu. Hacı yüz altın, ikiyüz altın vermeğe başladı ama, artık Avram'ın da sabrı taşmıştı.
- Olmaz hacı olmaz, o köşk yüz altınla bin altınla satın alınmaz... O senin gördüğün rüyayı ben de gördüm ve işte müslüman oldum. o köşk düne kadar senindi, sen daha evvel yaptığın hayır - hasenatla o köşkü yaptırmıştın ama, dün bana sattın. Ben onu tekrar sana satmaya niyetli değilim. Sen artık bundan sonra kapına geleni boş çevirmede, Cennette kendine başka saraylar yaptır. Allah'ın mülkü geniştir, dedi.

Yahudiden de bu cevabı alan hacı, bir daha kapısına geleni boş çevirmeyceğine dair kendi kendine söz vererek oradan ayrılıp gitti. Ama köşk de elden gitti. Allah yardımcısı olsun.

Kaynak:Osmanlı yayınevi

7 yorum:

Emir dedi ki...

Peygamber Efendimiz'in kapısına kim gelirse gelsin elindeki son hurması bile olsa verirdi. Aynı durum diğer Hulafâ-i Raşidin için de, peygamber Efendimizin mübarek kerimeleri için de geçerli idi. Kim gelirse gelsin asla ve asla boş çevirmezlerdi... Hatta rivayet olunur ki Hz. Ali ve Hz Fatıma, ramazan ayında kapılarına gelen birine son hurmalarını vermişlerdi. Ve bu sebeple de 2 gündür hiç bir şey yemeden tuttukları oruca bir gün daha eklemişler, 3 gün mahza suyla oruç tutmuşlardır... Allah da bizlere o mübarek ve mübarekelerin sahip oldukları İslam şuurunu nasip etsin inşallah...

Fuat Gencal dedi ki...

Amin Allah razı olsun. Çok teşekkür ederim.

Saygılar.

Deniz dedi ki...

Güzel bir yazı. İbret alınması gerekir.

Bir Terazi Kizi... dedi ki...

Cok güzeldi,tesekkürler.

Tannesi dedi ki...

Çok güzel bir yazıymış gerçekten... Çok duygulandırdı beni, gözlerim dolu yazıyorum şimdi. Dilerim herkese ve hepimize ibret olur.
Teşekkürler.

Çilekli Mutfak dedi ki...

çok güzel hikaye imiş.Ama günümüzde insanları o kadar sömürüyolar ki,zenginler bile dilencilik yapıyor.Kime inanıcağını şaşırıyorsun..Allah ıslah etsin ne diyim abicim.Allaha emanet ol...

KİZHATCE dedi ki...

rabbim bizlerede cennete,dünyadan hakedip gidebileceğimiz köşkler nasip etsin,amin...