Bir gün yoksul bir köylü, Söğüt ağaçlarının altına oturmuş,dua ediyormuş. "Allah'ım! Bir dileğim var senden,eğer olursa tam 9 gün uyumadan dua edeceğim" Diyormuş. Ve günü gelmiş,dileği olmuş yoksul köylünün. Tam 9 günde, uyumadan dua etmiş.
Her kim Allah ve resulü uğrunda (dini için, ilim öğrenmek için) hicret niyeti ile evinden çıkar da sonra maksadına varmadan ölüm kendisine yetişirse onun mükafatı Allâhü Teâlâ üzerinedir. Niyet ettiği amelini tamamlamış gibi mükâfatını tam olarak alır.
Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe ,delikanlının ki ise Piremus idi. Bunlar yanyana evlerde otururlardı. Birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine karşı ask beslerlerdi. Fakat aileleri görüşmelerini istemezler, birbirlerine uygun olmadıklarını düşünürlerdi.
Bir hadîs-i şerîf'te de şöyle buyrulur: "Cuma namazına gelmeyen kimseyi melekler 'Eyvah, ne oldu, neden geri kaldı?' diye birbirlerine sorarlar. Sonra: 'Allahım, eğer fakirliğinden gelemiyorsa sen ona helâl mal ver. Hastalığından gelemediyse şifa ver. Oyun ve eğlenceye kapıldıysa, ona ibâdetin zevkini tattır...' diye dua ederler." Cumayı terketmenin uhrevî ceza ve mânevî zararına ise, Resûlüllah Efendimiz şu şekilde temas etmişlerdir: "Kim özürsüz olarak ve ciddiye almayarak üç cumayı terkederse, Allah onun kalbini mühürler. Allah kimin kalbini mühürlerse, onu cehennemin en alt tabakasına koyar."